İzmir'in kalbinde gerçekleşen bir olay, genç bir kadının hayatına mal olan saplantılı bir ilişkinin trajik sonucunu ortaya koydu. 25 yaşındaki AY, eski sevgilisi tarafından saldırıya uğrayarak ağır yaralandı ve hastanede yaşam mücadelesi verirken sosyal medyanın gündemine oturdu. Yapılan tüm müdahalelere rağmen AY, hayata tutunamadı. Olay, sadece genç kadının hayatını değil, aynı zamanda günümüz ilişkilerindeki tehlikeli saplantıların da altını çizen bir örnek teşkil ediyor. İzmir’deki bu cinayet, toplumda büyük yankı buldu ve birçok kişi, saplantılı ilişkilerin getirdiği tehlikelere karşı sesi duyurmak adına harekete geçti.
Olay, 28 Eylül tarihinde meydana geldi. Genç kadın, eski sevgilisi M.A. tarafından bir eğitim kurumunun önünde pusuya düşürülmüş ve bıçaklı saldırıya maruz kalmıştır. M.A.’nın AY'ye olan saplantılı hisleri, ayrılıkla birlikte daha da büyümüştü. Zira ilişkilerinin sonlanmasının ardından, M.A. sürekli olarak AY’yi takip ediyor, sosyal medya ve telefonla rahatsız ediyordu. AY, yapmış olduğu şikayetlerle durumu yetkililere bildirmiş; ancak koruma kararı çıkarttırmasına rağmen, bu kararın yeterli olmayacağı ve M.A.’nın kendisini rahat bırakmayacağı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalmıştı. Yaşadığı bu durumdan dolayı büyük bir korku ve endişe içinde olan genç kadın, beklenmedik bir gün karşılaştığı eski sevgilisinin saldırısına uğramasının ardından hastaneye kaldırıldı. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen durumu kritik kalmaya devam etti. Elinde bir şans olarak kalan hayat enerjisi ise bir süre sonra tükendi ve genç kadın yaşam mücadelesini kaybetti.
Bu trajik olay, Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi İzmir'de de kadına yönelik şiddetin son bulması adına toplumda büyük bir tepki yarattı. Kadın hakları savunucuları ve aktivistler, sosyal medya üzerinden AY’yi anarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve saplantılı ilişkilerin üstüne gidilmesi gerektiğine dair çağrılar yapmaya başladılar. Maalesef pek çok kadın, yaşadığı ilişki ve şiddet tecrübeleri hakkında konuşmakta zorlanıyor; çoğu zaman susturuluyor. Bu tür olayların ardı arkası kesilmeyen bir döngü içerisinde devam etmesi ise, toplumun geneline yayılan bir sorunu gözler önüne seriyor.
İzmir'deki bu olay, birçok kadının işyerinde, evinde veya sosyal çevresinde yaşadığı güvensizlik her geçen gün artarken, toplumsal bir sorunun da ne denli derin ve acil olduğunu açıkça gözler önüne serdi. Yasal düzenlemelerin yeterliliği, şiddet olaylarının önlenmesinin yanı sıra kurbanların korunması adına bir takvim işlevi görmeli. AY’nin yaşamını yitirmesi, pek çok kadına, "Bana bir şey olamaz" düşüncesini sorgulatırken, aynı zamanda insanları harekete geçirdi. Kadına yönelik şiddet lehine farkındalığın arttırılması adına etkinlikler düzenlenmeye başlandı ve sosyal medyada bu tür olayların önlenmesiyle ilgili gündem oluşturuldu. Bu, sadece İzmir için değil, tüm Türkiye ve dünya çapında bir fark yaratma çabasıdır.
Sonuç olarak, İzmir’deki olay sadece bir cinayet haberinin ötesinde, saplantılı ve sağlıksız ilişkilerin varlığıyla ilişkilendirilen bir toplum sorununun da altını çizen bir durumdur. Kadına yönelik şiddetin son bulması ve daha sağlıklı ilişkilerin kurulabilmesi için kadınların desteklenmesi, eğitilmesi ve cesaretlendirilmesi her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. AY gibi genç kadınların hayatlarını kaybetmemesi için atılacak her adım, her ses, bu savaşta kazanılan her galibiyettir. Kadınların güveninin sağlanması, yalnızca bireysel bir çaba değil; toplumun her kesiminin üzerine düşen bir sorumluluktur.